Dr. Mert GÜNERERGİN -Hayat ve Kariyer Alanında Keyifli Bir Sohbet

1- İzmir Ekonomi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldunuz ve daha sonra doktora eğitiminizi tamamladınız… Lisans eğitimiz sırasında birçok uluslararası organizasyonun yönetim kadrolarında da görev almışsınız. Oldukça başarılı bir eğitim hayatınız olmuş ve sonucunda da çok başarılı bir kariyer elde etmişsiniz. Bu süreçte size yol gösteren veya rol model olarak kabul ettiğiniz birisi oldu mu?
– Öncelikle benim en şanslı olduğum noktalardan birisi bana çok destek olan ve beni çok seven bir ailem olması. Bunun dışında, kuzenimle birlikte büyüdüğümüz için aslında hep bir abim vardı ve o benim önümde çok güzel bir örnekti. Kendisi hep başarılı bir öğrenciydi ve karşımda böyle bir örnek olduğu için beni sürekli motive eden bir şeyler vardı. Bir yarış gibi değildi bu ama bana bir şeyleri başarabileceğimi gösterdi. Bana göre hayattaki en önemli şeylerden biri hayatınızda size bir şeyler başarabileceğinizi gösteren örnekler seçmeniz. Ama bu çok uzakta ve ona ulaşmaya çalışırken sizi yoracak bir şey olmamalı. Ben bu konuda çok şanslıydım çünkü benim bir abim vardı. Onu sürekli takip ediyordum.

2- İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde İşletme eğitimize başlamadan önce 3 yıl boyunca Başkent Üniversitesi’nde Elektrik Elektronik Mühendisliği okumuşsunuz… Bu eğitiminizi yarıda bırakıp başka bir bölüme yönelmenizin sebebi nedir?
– 18 yaşında bir çocuğun hayatını tamamen kendisinin seçmesi çok kolay bir şey değil, yönlendirmeye çok açık bir dönem ve bende anne babamdan çok etkilendim. Bu sayede Başkent Üniversitesi’ni kazanıp elektrik elektronik mühendisliği okumak için Ankara’ya gittim. 3. Yılımın sonunda ders çalışmaktan yaklaşık 40 saattir uyumadığım bir gün burnumdan kan geldiğimi fark ettim ve bayıldım. Gözümü açtığımda hastaneydim. Meğerse kendimi sıkmaktan burun damarlarım çatlamış. O gün mühendis olmak istemediğime karar verdim. Ben aslında bunu 2. sınıftan beri biliyordum. Ben İzmir’e dönmek istiyordum çünkü Ankara’ya alışamadım ve mutlu olamadım. Ayrıca çok koyu bir İzmirliyim, kendimi buraya çok bağlı hissediyorum. Ankara’da bunu hissedemedim. İkincisi de mühendislik bana göre değildi. Ben daha sosyal bir iş yapmak istiyordum. Ailem özellikle babam başta çok karşı çıktılar ve ben çok büyük bir ceza aldım. Bana İzmir’e dönsem bile sınav bitene kadar dışarı çıkma yasağı koydular ve ben 6 ay boyunca evde kaldım. Evden bakkala bile çıkmadım sınava çalıştım. Bu ceza beni hırslandırdı ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni burslu bir şekilde kazandım. Bir risk aldım mı? Evet, aldım. Kazanamayabilirdim de. Ben mutlu olacağım şeyi seçtim ve bence herkes böyle yapmalı.

3- Öğrencilik yıllarınızda da birçok projede gönüllü olarak görev almışsınız… Bu çalışmalarınızdan elde ettiğiniz deneyimlerin hayatınıza kattığı şeylerden bahsedebilir misiniz?
– Uzun süre Üniversiade bünyesinde gönüllü olarak çalıştım. Bu benim hayatımda almış olduğum en büyük deneyimlerden bir tanesidir. Yabancılarla, Türklerle, çok üst kademelerde ve alt kademelerde çalışan insanlarla muhatap oldum. Hayatımın o döneminde insanlarla nasıl iletişim kurmam gerektiğini ve birçok farklı işi yapmayı öğrendim. Yaptığım işlerin en zor taraflarını da gördüğüm için o işi yapmanın ne kadar emek gerektirdiğinin bilincindeydim. Bu yüzden yükseldikçe alttakileri ezmemeyi öğrendim çünkü alttakilerin de çektiği derdi ve çileyi biliyordum. Üniversiade bünyesindeki çalışmalarım dışında ayrıca Ağabey Abla Kardeş Projesi’nin de ilk kurucularından birisiyim. O projeden bana kalan şey düşük gelirli mahallelerdeki evlere girmenin ne kadar zor ama aslında ne kadar büyük bir lütuf olduğunu öğrenmem oldu. Bana soracak olursanız özellikle üniversitedeyken mümkün olduğunca çok gönüllü projede yer alın ve mümkün olduğunca çok kişinin hayatına dokunmaya çalışın. Hepsi size farklı bir şeyler katacaktır. Burun kıvırmayın. Beğenmeyebilirsiniz, çalışmak istemeyebilirsiniz, size uygun olmadığını da düşünebilirsiniz. Size uygun olmayan bir ortamın içinde kalmayın ama yine de deneyin. Çok gençsiniz ve her şey için daha çok erken. Her şeyi ne kadar erken öğrenirseniz o kadar güzel olur sizin için. Farklı kültürlerden insanlarla çalışmak çok önemli ve soncunda çok güzel arkadaşlıklar da elde edebiliyorsunuz.

4- Uzmanlık alanınız olan örgütsel davranış üzerine çalışmayı seçmenizin sebebi nedir?
– Benim insanları anlama ihtiyacım çok yüksek çünkü insan benim anlam veremediğim bir varlık. Biz bu doğa dengesi içindeki yerimizi kabul edememiş ve üstün ırk olma merakı içinde olduğumuz için insanoğlu benim çok ilgimi çekiyor. Okuduğum bölüm içinde buna en yakın olan nokta örgütsel davranış. Ayrıca, bütün o gönüllü organizasyonların içinde bulunmak, takım ruhunun tadına varmak, bu sinerjinin yaratabildiği şeyleri görmek de beni bu konuyu çalışmaya yönlendirdi. Ancak bizi destekleyen, bizimle beraber olan insanlar olursa bir yere varabiliyoruz. Dernekler, örgütler, şirketler neden var? Çünkü tek başımıza başarabileceğimiz şeyler sınırlı. Ama bu sınırsız potansiyelimizi yakalayabilmek için birlik olmamız gerekiyor. Bunu görebilmek ve anlayabilmek için bu konuyu çalışmayı tercih ettim.

5- Hayatınız boyunca deneyimlediğiniz şeylerden çıkardığınız dersler nelerdir?
– İlk öğrendiğim şey hayatta ne istiyorsan onu yap istemediğin bir şeyin içinde bulunma. Daha sonra, hayatına iyi insanları katmaya çalış, her işi yap ve hiçbir fırsata hayır deme. Karşına çıkan her fırsatı dene, memnun değilsen çık. Daha çok düşün, daha az eleştir, daha çok katkıda bulunmaya çalış ve dinlemeyi öğren. Bunların hepsi birbirine bağlı bir zincirdir. Yani hayat bitmeyen bir ders mühim olan önceki öğrendiğiniz derslerle yenilerini birbirine bağlayarak devam etmek. Özellikle bu yaşınızda her şeye bulaşın, her şeyi deneyin ve çekinmeyin. Örneğin İngilizce konusunda hiçbir şeyden çekinmeyin, konuşun. Konuşmazsanız öğrenemezsiniz. Hayattaki en değerli şey sizsiniz. Siz iyi olmazsanız etrafınızdaki kimse de iyi olmaz.

6- Anlattığınız her şey çok vakit ve yoğun çaba gerektiriyor. Bu süreçte zaman yönetiminizi nasıl ayarladınız?
– Hayatta her şeyin bir fırsat maliyeti vardır ve o maliyeti ödemeyi göze almazsan hiçbir şey yapamazsın. Zaman da bir fırsat maliyeti… Zamanını verimli kullanmak önemli ama nereye kullanacağını öğrenmek… İşte zaman yönetimi o zaman başlıyor. Ben eğer arkadaşlarımla çıkacaksam 5 saatte bitirebileceğim bir işi oyalanmadan, 3 saatte bitirmeye çalışıyordum ve arkadaşlarımla geçirdiğim zamanını da kaliteli ve etkili geçiriyorum. Ayrıca plan yapmak önemlidir.

7- İnsanın kendini doğru ifade edebilmesi hayatın her alanında ona avantaj sağlar… Bunu doğru bir biçimde yapmayı nasıl öğrenebiliriz?
– Biz karşı tarafı yargılamayı çok kolay yapıyoruz. Suçlayıcı olmak çok kolay… O yüzden kendini düzgün ifade edebilmek için ben dilini kullanmak çok önemli.

8- Hayat bakış açınızı öğrenebilir miyiz?
– Öğrendiğin her şeyden bir şeyler çıkarmak çok önemli. Hayatta yaşadığın en kötü şey bile sana birçok şey öğretebilir. Mühim olan öğrenebiliyor musun? Bizde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak diye bir şey var. Bu tarz insanları hayatınızdan ayıklayın. Her şey hakkında bilgi sahibi olmanıza gerek ama ilginiz olan şeyler hakkında bilgi edinin. Üniversite zamanınızı sadece derse gidip gelerek bitirmeyin. Zaman çok kıymetli… Ayrıca kendizi itibarınızı zedeleyecek bir şey yaparken bulmayın. Keşke bunu yapmasaydım diyecekseniz o adımı atmayın. Çok sevin, çok eğlenin, çok gülün, çok dans edin…

9- Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?
– Bir şeyleri yapabilmenin gücü senden ve çevrenden aldığın destekle geliyor. Ancak yapamamak bence tamamen içten yani bizden kaynaklanıyor. Sen bir şeyleri başarmaya çalıştığın zaman çevren de sana karşı koyamıyor, o zincir bir yerde kırılıyor. Çünkü insanlar adım attığını ve başardığını görüyor. Mühim olan senin yapmak istediğin şeylerle ilgili ne kadar istekli olduğunu ve bunu başararak içinde bir potansiyelin olduğunu göstermen. Mesela ben devam ettikçe annem bana destek oldu, ailem destek oldu, arkadaşlarım destek oldu. Bütün bu desteklerin önünde en katı kapı olan babam bile bana destek olmaya başladı.

10- Bir mottonuz var mı?
– Arada olur öyle ya 🙂 Yaşadığım her şeyden aldığım bir ders var. Boşa yaşama, doya doya yaşa. Mümkün olduğu kadar gül ve sev. Hayatta iki seçeneğim varsa ve biri sevmekse ben sevmeyi seçerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir